ANASAYFA BİYOGRAFİ SEMPOZYUM TEDAVİLER PROLOTERAPİ EĞİTİMLER MAKALELER VİDEOLAR İLETİŞİM

Fitoterapiye Giriş

Tıbbi bitkiler ve bitkisel ilaçlar kullanarak hastalıkları ve hastaları tedavi eden bilim dalıdır.

Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde sık olarak tercih edilmektedir.600-700 bitkisel drog, eczanelerde ve drugstore  gibi saglık ürünlerinin satıldığı satış noktalarında insanların hizmetine  sunulmaktadır. Alman hekimlerin in %80 i fitoterapi eğitimi almıştır. Ülkemizde tıp fakültesi eğitim programı içerisinde  ne yazık ki böyle bir konu yoktur. Ancak Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ARGEFAR bölümünde Prof.Dr.Ulvi Zeybek hocanın ve ekibinin özel gayretleriyle hekimlere ve eczacılara oldukça kaliteli bir eğitim programı verilmektedir. Ben de bu kuruluştan eğitim almaktan gurur duymaktayım.

1978 yılında Alman sağlık bakanlığının hazırladığı kanun çerçevesinde”Komisyon E” kurulmuş. Bu komisyonda klinisyen hekimler, farmakologlar, toksikologlar, farmasötik botanikçiler, farmakognostlar , eczacılar ve ilaç üretici temsilcileri yer almaktadır.

ESCOP 1989 yılında kurulmuştur. Başkanı Prof. Dr. Kemper (Almanya, Koordinatörü: Dr. JG. Bruhn (İsveç) tir.

Bitkisel kökenli ilaçların ilaç olabilme kriterleri aynen sentetik ilaçlardaki gibidir. Aktardan aldığınız bitki ne yazık ki  tıbbi bitki değildir.

Almanya da yıllık olarak bitkisel ilaç haracamalarının 1.7 milyon Doları sağlık sigortası kapsamsındadır.

Aşağıdaki droglar en fazla reçete edilen ve yaygın kullanılan droglardır.

  1. Ginkgo Biloba ( Fil Kulağı)
  2. Piper Methysticum( Kava Kava)
  3. Glycyrrhiza glabra (Meyan Kökü)
  4. Hipericum Perforatum (Sarı Kantaron)
  5. Valeriana Oficinalis (Kedi Otu)
  6. Zingiber Oficinalis (Zencefil)
  7. Crataegus Monogyna (Alıç)
  8. Echinacea Pallida (Ekinezya)

1979 da WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından yapılan bir araştırmaya göre Farmakopeler de kayıtlı ve 5 farklı ülkede tedavi amaçlı kullanılan ve ticareti yapılan bitkilerin sayısı 1.900 olarak saptanmıştır.

Bitki örtüsü oldukça zengin olan  ve 4 mevsimi yaşayan mükemmel  iklimi olan ve kültüründe LOKMAN HEKİM olan Anadolu da bu konu tıbbi otoriteler ve kürsüler tarafından görmezlikten gelinemeyecek ve sadece aktarların insafına bırakılmayacak  kadar önemlidir, düşüncesindeyim. ( Burada aktarlara minnet borcumuz olduğun da hatırlayalım. Çünkü onlar olmasaydı geleneksel tababetimiz tamamen unutulacaktı. Onlar geçmişteki şifa geleneğimizin taşıyıcı elçileridir.) Fakat bu görevi bilimsel makamlar sahiplenmelidir.

Çok şükür ki, ülkemizde TEKB (Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği) Bitkisel çaylar adı altında bilimsel kriterlere uygun ekim ve hasatı yapılan drogar üretmektedir. Bu da birşeydir. Hiçbir şey den daha iyidir.