ANASAYFA BİYOGRAFİ SEMPOZYUM TEDAVİLER PROLOTERAPİ EĞİTİMLER MAKALELER VİDEOLAR İLETİŞİM

İlaç Tek Yöntem Değil

Tarih: 01.08.2005 Saat: 13:00

Konu: Sağlık

Bel ve sırt ağrılarında ilacın tam tedavi edici bir yöntem olmadığını kaydeden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hasan Doğan, insanların büyük bir çoğunluğunun bel ve sırt ağrısından şikayet ettiğini belirtti

“Bel ağrısı nedeniyle insanların kullandığı ilacın maliyeti orta ölçekli bir ülkenin bütçesine denk” diyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hasan Doğan, “Bu ilaçların hiçbiri de tedavi edici değil. Yani ana soruna yönelik bir tedavi değil. Sadece semptomatik tedavi için bunca emek, bunca bilim adamı ve bunca servet su gibi akıtılmaktadır. Ayrıca zaman zaman popülaritesi artan oldukça riskli ve batı dünyasından patentli cerrahi girişimlerin neden olduğu sorunlarda ameliyatı takip eden yıllarda artarak ortaya çıkmaktadır” ifadesini kullandı. Omurgalar arasında disklerin amortisör görevi yaptığını belirten Doğan, “Bel fıtığı ameliyatı sonrası bir alt veya bir üst diskte yeni sorunlarla karşılaşmaktayız. İlaçlar geçici rahatlama sağlarken, ameliyatlarda yeni sorunlara neden oluyor. İşte burada asıl hekimlik olan koruyucu hekimlik devreye girmektedir.

Bel sorunları koruyucu hekimlikle önlenebilecek sorunların ilk sıralarında yer alır” diye konuştu. Omurganın insan organizmasının ana taşıyıcı kolonu olduğunu ifade eden Doğan, “Bir ömür bedenin yükü omurgalar tarafından taşınmaktadır. İnsanda 7 boyun, 12 sırt, 5 bel, 5 kuyruk, 4 adet kuyruk sokumu olmak üzere 33 omurga vardır. Bunların dizilimi mükemmel bir mimari içermektedir. Boyunda arkaya bakan kavis(iç bükey), sırtta öne ve belde tekrar arkaya bakar. Bu dizilimin herhangi bir noktasındaki bir aksamayı düzeltmek için organizmanın diğer elemanları seferber olur. O aksayan noktayı desteklemek için devreye giren kaslara, tendonlara ve eklemlere ekstradan yük biner. Bu da zamanla bütün bu elemanlarda ağrı, tutulma, erken aşınma gibi problemlere neden olur.” ifadesini kullandı. Bel ağrılarının önlenmesinin beşikte başladığını anlatan Doğan, “İnsan organizmasına uygun olan, ortopedik veya ergonomik ürünler kullanmak bu noktada çok önem taşıyor. Yumuşak bir pamuk mindere uzandığımızda ya da içi su dolu bir su yatağına uzandığımızda vücudumuzun kıvrımlarına uygun bir şekil alır. Ve hiç rahatsız etmez. Anne rahminde su bir küre içerisinde olmak en doğal pozisyondur ve yaradılışa en uygun pozisyondur. Ama sert bir zemine uzandığımızda vücudumuz, zemine uymak zorunda kalır. Vücudumuzun doğal pozisyonuna uygun olmayan nesneler (beşik, kundak, salıncak, yatak, korse, koltuk, sandalye, kanepe, karyola) kullanıldığında zamanla bu kullanılan ürünlerdeki yanlış pozisyonlar ve şekiller vücudumuzda oluşur bu da bel, sırt ağrılarına neden olur.

Birinci basamak sağlık hizmetinde görevli sağlık personeli bu konuda eğitilirse koruyucu hekimlikte ilk adım atılmış olur.” görüşlerini aktardı. Büyüme çağında, okul öncesi hayatta anne babaya önemli görevler düştüğüne değinen Op. Dr. Doğan, şunları söyledi: “Bir ağaç yetiştirirken nasıl ki belli aşamalardan geçmek zorundadır. Tomurcuklanma zamanı, çiçek açma zamanı, sulama zamanı, ilaçlama zamanı gibi aşamalara uymak zorundaysak, evladımızı yetiştirirken de aynı aşamalara dikkat etmek bu konuda bilinçlenmek lazım. Bilgi çağındayız demek lafla olmaz. Bilgiyi almalıyız ve en önemli üretimimiz olan evladımızın yetişmesinde kullanmalıyız. Bu konuda yeterli yayınlar var.” Çocuğu kucaktan indirmeden büyütmekten vazgeçirilmesi uyarısında bulunan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuğumuzun bir yaşından önce “Tay tay” pozisyonunda durmaya zorlamayalım. (Ayakta tutup yürümeye zorlama pozisyonu) Kemikler gelişimini tamamlanmadan yürüme olmaz, olsa da ayakta “o bacak veya x bacak deformiteleri oluşur).Çocuğu kucaktan indirmeden büyütmekten vazgeçelim. Yere bırakalım ki emeklerken kas gelişimi sağlansın. Yürüme ayakkabısı şart değil. Henüz ayakta dahi duramayan çocuklara ayakkabı giydirip ayak gelişimine engel olmayalım lütfen. Ya da ayakkabı ortopedik değilse ayak gelişimini olumsuz etkileyecektir.

” Okulda çocukların 40 dakika boyunca sıralarda kıpırdamadan oturmasının çok yanlış olduğu vurgulayan Op. Dr. Hasan Doğan, ağrılar konusunda şu tavsiyelerde bulundu: “Her 20 dakikada bir çocuklar sıralardan kalkmalı ve sınıf içinde yürümeli. Çocuklar ders ortasında hep beraber ayağa kaldırılmalı.”- Haydi şimdi gerinme zamanı” diyerek onlara vücutlarını esnetici birkaç germe eksersizi yaptırılmalı. Beden eğitimi derslerinde öğrenciler top peşinde koşturmamalı. Gerçekten bedenler eğitilmeli. Beden eğitimi ruh-zihin eğitimine de yol olur. Kırklı yaşlardan sonra bel ağrısı çeken yüzde 70’e dahil olmamak için asıl bunlar gereklidir. Ruh-zihin ve beden sağlığımız bir meta haline gelen ilaçlarla değil, doğal yaşamla ve koruyucu hekimlik hizmetleri ile korunacaktır.”