ANASAYFA BİYOGRAFİ SEMPOZYUM TEDAVİLER PROLOTERAPİ EĞİTİMLER MAKALELER VİDEOLAR İLETİŞİM

Nöralterapi-Ozon Tedavisi- Kabızlık ve Eklem Ağrıları

Kalın barsak biz doktorların kolon dediği önemli bir organımızdır. Kolon tıp camiasında olduğu gibi halk tarafından da ihmal edilen bir organdır. Ancak kalın barsağımızın 400 m2 alana sahip olduğunu biliyor muydunuz?  Erişkin bir insanın derisi 2 m2, akciğerleri 100 m2 alan kaplar. Ancak kalınbarsak 400 m2 dir. Kolonun bağışıklık sistemimizin en önemli organı olduğunu, mutluluğumuzu bile sağlıklı bir kolona borçlu olduğumuzu kaç kişi biliyor? Mutluluk ilacı olan ve hemen hemen tüm depresyonla ilgili ilaçlarla ilişkisi olan serotonin in sadece %20 si beyin dokusundan salgılanmaktadır. %80 i kolondan salgılanıyor. Bu nedenle kalın barsağa duygusal beyin deniliyor.

Sağlıklı çalışmayan bir kalın barsak, yani kabız veya ishal olan  bir kolon tüm vücut fonksiyonlarımızı etkiler. Vücudun kanalizasyonu olduğundan, kanalizasyon çalışmıyorsa vücutta asidite artacak ve kemik erimesi kaçınılmaz son olacaktır. Kanlanması çok iyi olduğundan barsaktaki her sorun vücuda bir tepki yaratacaktır. Kronik kabızlık kansere bile neden olur. 1952 İki Nobel sahibi bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü kazandıran bilimsel çalışmasından elde ettiği sonuçları açıkladığında, kanserin temel nedeni olarak oksijensiz yaşamı gösteriyor. Dr. Warburg'a göre, vücuttaki onkojenler stres, kirlilik, radyasyon yanında oksijensizlik gibi faktörlerle de birleşerek kanseri başlatabiliyor.

Hücresel oksijen yetersizliği, kansere yol açtığı düşünülen önemli bir faktör. Dr. Warburg, o zaman şöyle bir ifade kullanmıştı:' Kanserin tek ve nihai nedeni oksijensiz yaşamdır.Yani 'anaerobiosis' tir. Yani sağlıklı çalışmayan bir kolon vücuda oksijenden fakir ve toksik bir miliue (temel madde- Matrix) oluşumuna neden olur. Bu da kanserin oluştuğu zemindir. ( Ozon vücutta en mükemmel oksijenizasyonu sağlayan bir tıbbi ajandır.)

Alerjilerin en önemli sebebi kabızlıktır. Alerjinin çok az bir kısmı ciltle alakalıdır. Vücuttan atılmayan toksinler elbette en sonunda ciltte reaksiyonlara neden olacaktır. Ama asıl sorun iyi çalışmayan sistemdir. Siz sistemi çalışır hale getirmeden cildinizdeki lezyona, istediğiniz kadar pahalı kremler sürün sonuç değişmez.

Organizmanın dengeye kavuşturulması, detoksifikasyonu için  Nöralterapi uygulanması gereken en önemli tıbbi girişimdir. Lokal ve segmental nöralterapi yaklaşımı sonrası, gangliyonların özellikle batın için Çölyak ganglionun detoksifikasyon çok önemlidir. Yine sistemik etki için %1 prokain infüzyonu  çok önemlidir.

Sonuç: Vücutta hiçbirşey birbirinden bağımsız değildir. Aynı evrende olduğu gibi. Kabız olan hastasının kabızlığını tedavi etmeyip bu benim işim değil diyen  hiç bir kemik hastalıkları uzmanı, fizik tedavici, ağrı uzmanı zaten olamaz. Sağlıklı günler dilerim.

(Denizli Horoz Gazetesinde çıkan bir yazım)