ANASAYFA BİYOGRAFİ SEMPOZYUM TEDAVİLER PROLOTERAPİ EĞİTİMLER MAKALELER VİDEOLAR İLETİŞİM

Lazerle Tedavi

Lazerin Ağrı Tedavisinde kullanımı

DÜŞÜK YOĞUNLUKLU LAZER TEDAVİ CİHAZLARI VE DÜŞÜK 

YOĞUNLUKLU LAZER TEDAVİ

LOW LEVEL LASER THERAPY – LLLT

ÖZET:

Bu yazıda fazla teoriye girmeden, Düşük Yoğunluklu Laser Tedavi Cihazlarını ve Düşük Yoğunluklu Laser Tedaviyi (Low Level Laser Therapy – LLLT) daha yakından tanıtmak; ihtiyaç duyulan cihazların, daha kolay ve bilinçli olarak seçimini ve daha bilimsel ve etkin tedavi yapmayı sağlayıcı bilgiler sunmak hedeflenmiştir. Bu itibarla konu, tedavi çalışmalarınız ve bu tür cihazları etkin bir biçimde kullanmanız için gerekli ve yeterli bilgileri verecek tarzda, özet olarak ele alınmıştır.

GİRİŞ:

Işık, fizikçiler tarafından “Enerji Yüklü Fotonlar Kümesi veya bir Elektromanyetik Dalga” olarak tarif edilir. Bu iki tarif bazı durumlarda birbiri ile ters düşmekle birlikte, tıbbi lazer konusu incelenirken, ışığın belli dalga boylarına sahip fotonlar olduğu varsayılmıştır. Bu bakımdan her türlü ışık bir enerjidir ve bu cihetle lazer ışını yoğunlaştırılmış bir enerji taşır.

Bu yazımızda ağırlıklı olarak Düşük Yoğunluklu Laser Tedavi Cihazları (Low Level Laser Therapy – LLLT) ve bu tür cihazlarla yapılabilecek tedavi çalışmalarında gerekli temel bazı bilgileri sunmağa gayret edeceğiz.

LASER NEDİR?

Laser, İngilizce “Light Amplification of Stimulated Emission of Radiation” ifadesindeki kelimelerin, kalın harflerle gösterilen baş harflerinden meydana gelmiştir. Mana olarak “Uyarımlar sonucu kuvvetlendirilmiş radyasyondan (foton enerjisi yükseltilmiş) elde edilmiş, ışık” diye tercüme edilebilir. Yazının bundan sonraki kısmında, dilimize yerleşmiş şekli ile LAZER olarak bahsedilecektir. Ancak şunu özellikle ve önemle belirtmek gerekir, burada geçen Radiation kelimesi, nükleer radyasyon ile karıştırılmamalıdır. Buradaki mana “yayma - ışınım” olarak algılanmalıdır. Ancak bazı model eximer lazerlerde iyonizasyon aşamasında, X ışını yayılabilir. Bu teknikle çalışan cihazlarda rutin bakım esnasında, sızıntı kontrolü yapılması ile bunun önüne geçilir, kaldı ki burada anlatılan lazerler düşük enerjili HeNe ve yarı iletken lazerlerdir, bu sınıf lazerler için böyle bir durum söz konusu değildir.

LAZER IŞINININ GENEL ÖZELLİKLERİ

A- Coherence (uyumluluk): Bir lazer ışını demetindeki bütün dalgalar ayni fazdadır.

B- Monochromaticity (Tek dalga boyluluk): Dalga boyu sabit ve tektir. Başka renk ihtiva etmez. Bu özelliğinden dolayı bir mercek tarafından çok küçük çaplarda odaklanabilir. Bu da küçük bir noktaya büyük güç yoğunlaşması demektir ki, bu etkisinden dolayı gerek endüstriyel ve gerekse tıpta kesme ve yakma maksadıyla kullanılırlar.

C- Polarisation (Polarizasyon): Lazer ışını polarize olmaz, yani üçgen prizmadan geçirildiği zaman bir tayf oluşmaz. Lazer ışını prizmadan normal ışık kanunlarına tabi olarak kırılır, fakat dağılmadan prizmanın diğer tarafından çıkıp gider. İyi odaklanmış bir lazer ışını sonsuza kadar dağılmadan gider. Lazer ışığı yoğunlaşmış bir enerji taşır.

SINIFLANDIRMA

Tıpta kullanılan lazerleri birkaç türlü sınıflandırabiliriz:

1- Kullanım şekline göre

- Tedavi maksatlı (Biyostimulasyon) Lazerler

- Cerrahi Lazerler

2- Gücüne Göre

- Soft (Low Level Laser Therapy-LLLT / Düşük yoğunluklu lazer tedavi) Lazerler

- Hard / sert-güçlü lazerler

3- Lazer ışınının elde ediliş şekline göre

- Yarıiletken / Diyot lazerler (GaAlAs, Ga As, InP..)

- Gaz lazerler (HeNe, CO2 , Argon, Kr ...)

- Kristal lazerler (Ruby,..)

- Dye / Boya lazerler (Rhodmin...)

TIPTA KULLANIM

Branşlara göre lazerin tıpta kullanımı:

- Epilasyon

- Dermatoloji

- Cerrahi

- Oftalmoloji

- Estetik - Kozmetik

- Diş hekimiği

- KBB

- Jinekoloji

- Ortopedi

- Fizik tedavi

- Geriatri

- Podiatri

- Akupunktur...

LAZERİN İNSAN VÜCUDU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Lazerler tıpta ilk olarak 60’lı yılların başında cerrahide kullanılmaya başlandı. (CO2, Nd-YAG, Argon vs.). Cerrahi lazerlerin çıkış güçleri watt mertebesindedir. Laser ışını, uzun impulslarda ve şiddetlidir / güçlüdür. Sonraki yıllarda lazer, tıpta başka maksatlarla da kullanılmaya başlandı. Lazer ışınının akupunktur uygulamalarında iğne gibi stimulatif bir etkisi olduğu görüldü ve akupunturistlerin yaygın kullandıkları bir metod haline geldi.

Lazerin kullanımını sadece akupunkturla sınırlamak, kendi kendimize çalışma sahamızı daraltmak demektir. Çünkü Akupunktur lazerin kullanıldığı sahalardan sadece biridir. Lazer ışınının lokal uygulanması youlu ile çok geniş bir sahada tedavi çalışmaları yapmak mümkündür.

a- Biyostimulasyon Etkisi

Lazer ışınına maruz kalan bölgede şu olayların olduğu görüşü ağılıklı olarak kabul edilmiştir: Doku içindeki ışık reseptörleri değişebilir, lazer enerjisi hücre bazında etki eder ve hücresel metabolizmanın hızlanmasını sağlar; mitokondrial prosesin aktivasyonu sağlar, lazerin uyarımının etkisi ile makrofaj, Collagenus fibres’te ve fibroplast artışı sağlanır. ATP sentezinde % 200 artış,

- ATP sentezinde % 200 artış;

- Lazer ışınına muhatap bölgedeki iyileşme sürecinde, katalizör olaraqk rol oynayan bazı bioaktif

maddeleri ihtiva eden parçalarda, collogenus fibres’te artış;

- Kan damarlarının onarım ve ve yenilenmesinde artış;

- Enzim aktivitesinde arttış; (Succiyldehydrogenenes, lactatdehyrogenes, acidphosphate, nonspecific

esterase);

- Yaraların mikroplara karşı dayanıklılığında artış;

- Hücre bölünmesindeki doğal üretrimde atrış;

- Protein sentezinin uyarılması;

- Deri ve sinir reflex yollarının uyarılması.

b- Antiflogistik Etki

Prostaglandinlerin sentezindeki etki, inflamasyon medyatörlerinin kompleks seviyesi kadar lokaldir.

c- Analjezik Etki

A Funikülilerin aktivasyonunu ve C Folikülilerin de inhibisyonunu sağlar, opiadis ve beta endorfinlerinin salgılanmasını arttırır, lokal etkisi kompleks ağrı medyatörleri seviyesi kadardır.

d- Vazodilatasyon etkisi

Özellikle prekapiller sistem üzerinde etkilidir. Aşağıdaki şekil dalga boyuna göre lazer ışınının doku tarafından emilimini (absorbsiyonunu) gösterir.

Yukarıda belirttiğimiz etkiler dikkati nazara alınırsa, lazerin hangi konularda kullanılabileceği daha net olarak ortaya çıkar. Veya yukarıdaki etkileri göz önünde bulundurularak her hangi bir vaka için lazer kullanılıp kullanılamayacağı hususunda kolayca karar verilebilir.

LAZERİN AKUPUNKTUR VE NÖRAL TERAPİDEKİ ETKİSİ

Lazer nöral terapide zar potansiyelini yaklaşık 90 mV. ‘a kadar yükselten prokain’e benzer bir etkiye sahiptir. Lazer ışınındaki enerji hücre potansiyelinde bir artış sağlar. Lazerin akupunkturdaki etkisi de ayni yolla açıklanabilir. Noktalar ve meridyenler yüksek enerjili fotonlar tarafından aktive edilirler.

DALGA BOYUNA GÖRE LAZER IŞINININ PENETRASYON ETKİSİ

Dalga boyu lazer ışınının rengini belirler. Her laserin belli bir dalga boyu vardır ve bu ölçüde maddelere nüfuz ederler veya yansıtılırlar, absorbe edilirler veya dağıtılırlar. Dokudaki dağılma lazer ışınının geniş bölgelere yayılmasını sağlar.

Yukarıdaki şekilde de gördüğünüz gibi, lazer ışını dalga boyuna göre farklı derinliklere nüfuz eder. Yapılmak istenen tedaviye göre veya inilmek istenen derinlik ve elde edilmek istenen etkiye göre uygun dalga boyunun seçilmesi gerekir. Aksi halde çalışmalardan beklenen sonuç alınmayabilir.

BIYOKİMYASAL BİYOELEKTRİK BİYOENERJETİK ETKİ

1- Mikrosirkülasyon uyarımı

2- Hücresel trofik uyarım

1. Analjezik etki

2. Anti enflamatuar, Antiödemik etki ve dolaşımın normalizasyonu

3. Biyostimulasyon etkisi

LAZERKAYNAĞI LAZER IŞINI ABSORBSİYON

DİREKT VEYA PRİMER ETKİ

İNDİREKT ETKİLERİ

• DAR BÖLGE

• GENİŞ BÖLGE

• GENEL

GENEL TERAPOTİK ETKİLERİ

Aşağıda düşük yoğunluklu lazer tedavide en çok kullanılan dalga boylarını ve etki ettiği derinlikleri

göreceksiniz.

Laser Tedavide, inilebilen derinlik uygulamanın ve vakanın cinsine göre çok önemlidir. Bunun için tedavi

esnasında yapılacak tedaviye ve inilmek istenen derinliğe göre lazer üreten prob seçmek gerekir.

Aşağıda Low Level Laser Tedavide en çok kullanılan dört dalga boyunun etkili olabildiği derinlikler

belirtilmiştir.

a- 632.8 nm.: Rengi kırmızı, HeNe lazer. Kan tarafından yüksek derecede absorbe edilir. Penetrasyon < 5mm. Dermatoloji, diş hekimliği, jinekoloji, KBB vb. branşlarda, cilt ve mukozanın yüzeysel tedavisi ve akupunktur (yüzeysel noktalar) için kullanılabilir. Güç değeri mW (miliWatt)’larla ifade edilir (1000mW=1 W; 1 mW=10-3 W.).

b- 635 nm.: Rengi kırmızı, HeNe karakteristiğine en yakın diyot lazerdir. Kan tarafından yüksek derecede absorbe edilir. Penetrasyon < 5mm. Dermatoloji, diş hekimliği, jinekoloji, KBB vb. branşlarda, cilt ve mukozanın yüzeysel tedavisi ve akupunktur (yüzeysel noktalar) için kullanılabilir. (1000mW=1 W; 1 mW=10-3 W.).

c- 670 nm.: Rengi kırmızı, HeNe karakteristiğine yakındır. Penetrasyon < 10mm. Yüzeysel tedavi çalışmalarının yanında, küçük el eklemleri, hematomlar, ödemler, skarlar vb. konularda kullanılırlar. Güç değeri mW. (miliWatt)’larla ifade edilir (1000mW=1 W; 1 mW=10-3 W.).

d- 830 nm.: IR bandındadır. GaAlAs (Galyum Alüminyum Arsenik) türü ve continious lazerlerdir. Gözle görülmez. Penetrasyon 50mm.'den fazladır. Derin dokulara inmek için tercih edilir. Derin penetrasyon etkisi sayesinde, özellikle Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Ortopedi, Spor Hekimliği vb. branşlarda tercih edildiği gibi, uygun problarla yüzey tedavisinde de kullanılabilir. Güç değeri mW. (miliWatt)’larla ifade edilir (1000mW=1 W; 1 mW=10-3 W.).

e- 904 nm.: IR bandındadır. GaAlAs (Galyum Arsenik) türü ve IMPULS lazerlerdir. Gözle görülmez. Penetrasyon 50mm.'den fazladır. Derin dokulara inmek için tercih edilir. Derin penetrasyon etkisi sayesinde, özellikle Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Ortopedi, Spor Hekimliği vb. branşlarda tercih edildiği gibi, uygun problarla yüzey tedavisinde de kullanılabilir. Güç değeri W. (Watt)’lar ile ifade edilir, ancak impuls tekniği ile ortalama gücü miliwatt’lar mertebesine çekilir. Dolayısıyla dokuda bir hasar oluşturmaz.

Cinsine Göre Bazı Lazerlerin Dalga Boyları:

- Argon Lazer : 488 nm. (mavi), 514.5 nm. (yeşil

- Helyum Neon : 632.8 nm. (kırmızı)

- Krypton : 647.1 nm. (kırmızı)

- Nd.YAG : 1064 nm. (Near IR - Yakın kızılötesi)

- KTP : 532 nm. (Yeşil)

- CO2 : 1060 nm. (Far IR / Uzak Kızılötesi)

- Dye : 400 – 700 nm. (Görünen renkler)

- Diyot Lazerler : 800 nm. Civarı (çok yakın kızılötesi) ve 670 nm.kırmızı

- Holmium:YAG : 2100 nm. (orta kızılötesi)

- Erbium:YAG : 2940 (orta kızılötesi)

- Excimer Lazer : 193, 248, 308, 350 nm. (morötesi)

LAZER TEDAVİSİNDE UYGULAMA ŞEKİLLERİ:

Lazer tedavisinin iki türlü uygulaması vardır: Nokta tedavisi ve tarama (scanning). Tedavi için hazır şablonlar yoktur. Bu husus uygulayıcının taktirine bağlıdır. Ancak küçük bir yüzeye yüksek enerji uygulamanın her zaman çok önemli olduğu unutulmamalıdır (Joule/cm2).

Scanning (tarama) metodunun derinlik etkisi fazla değildir. Bu tür uygulamalarda yansımanın fazlalığı ve nokta başına düşen enerji yoğunluğunun azlığı sözkonusudur. Ancak Uygulama için yeterli zamanın olmadığı gibi hallerde ve probun hastaya temasının mümkün olmadığı gibi durumlarda (yaralar, yanıklar ve ağrılı vakalar) kullanılması uygun olabilir.

Nokta tedavisinde etki daha derindir, fakat daha uzun süreye ihtiyaç duyulabilir. Bu da yeni çıkan güçlü cihazlar sayesinde aşılmış bir problemdir.

Kaynaklar:

1- R&J GmbH: Laser Therapy – 1989 (Tercüme Sağlam Elektronik Ltd. Şti.: Uygulamalı Lazer Tedavi –

1990)

2- Zlatko SIMUNOVICH MD. LASERS IN MEDICINE AND DENTISTRY Basic Science and Up –To- Date

Clinical Application of Low Energy Level Laser Therapy LLLT / Europen Medical Laser Association –

2000

3- Mehmet MELEK Dr.: Tedavi Lazerleri / İTÜ – 1995

Muhsin COŞKUN(*)    Elektronik Müh. (İTÜ)

Laserin Tıbbi Kullanımı

Son 200-250 yıldır bilimsel araştırma ve incelemelerde atağa geçen insanlık, belli bir kırılma noktasına ulaştı. Newton fiziğinin ışığında yaptığımız yolculuğumuza artık quantum fiziği ile devam etmek durumundayız gibi görünüyor. Bu bakış açısıyla sizlere en eski sorulardan birini cevaplamaya çalışacağım. Sorumuz : Işık nedir? Laser nedir? Ne işe yarar ve tedavide kullanıldığı alanlar nelerdir?

Laser asrımız insanının tedavide kullandığı, aynı dalga boyuna ve renge sahip ve dağılmadan enerji taşıyan ışıktır. Işık insanlık tarihi boyunca merak konusudur ve yaşamla direk alakalıdır. Yaşamımızın asıl kaynağı güneş ışıklarıdır.

Eski Türklerde olduğu gibi birçok inançta Güneşe ve ateşe tapınmanın sebebi bu olsa gerek.  Hemen hemen her medeniyette Bir Güneş tanrısına rastlamak mümkündür.Yunan mitolojisinde Güneş tanrısı Helios tur.Günümüzde ışıkla tedaviye bu nedenle Helioterapi denilmektedir.

Albert Einstein’ ın 1917 de yayınlanan makalesinde, maddenin enerjiye dönüşümü kuramında bahsettiği enerji, ışıktır ve maddenin özüdür.

Güneş ışınları ayrı ayrı dalga boylarında olduğundan dağılarak gider ve enerjiyi belli bir noktaya sabit olarak değil, yayarak taşır. Ancak aynı dalga boyunda olan fotonlardan oluşmuş emisyon yoluyla güçlendirilmiş, parelel, aynı fazlı, aynı frekanslı olan laser, belli bir noktaya güçlü enerji taşıyabilir ve ortamda dağılmadan yayılır.

Günümüzde Hard laser dediğimiz güçlü sanayi tipi laserler, metali kesmekten tutun da, paketleme servislerine kadar yayın olarak kullanılmaktadır.

Tıpta kullanımı ise laserin biyostimülan, regeneratif, anti-inflamatuar ve ağrı kesici özellikleri üzerinde arastırmalar yapılmış ve kanıtlanmıştır. Daha çok  eski doğu bloku ülkelerinde kullanılmakla beraber buradan Avrupa ya ordanda bize ulaşmaktadır.

1967 de Prof. Mester açık yara tedavisinde başarıyla kullandı. Yine 1960 lı yıllarda cerrahide kullanılmaya başlandı. Halen Dermatoloji, cerrahi,oftalmoloji,Estetik, Kozmetik, Diş hekimliği, KBB,Jinekoloji, ortopedi, fizik tedavi,geriatri ve akupunktur da kullanılmaktadır.

Değişik dalga boylarında farklı etkiler gösterdiğinden, dalga boyu ve seçilecek laser tipine göre tedavi sonuçlarıda farklı olmaktadır. Şeker hastalarının kapanmayan yaralarında yüzeyel etki gösteren kırmızı renkte 630 nm dalga boyundaki HeNe laser ile oldukça başarılı sonuçlar bildirilmektedir. Diz, kalça ve eklem  ağrılarında, spor yaralanmalarda, tendon ve kapsül yaralanma ve burkulmalarında daha derin dokuya işleyebiler infra red e yakın 800  nm dalga boyunda olan ALGAAR laserler tercih edilmektedir. Laser tedavi uygulaması seaslar halinde haftada 2 defa 20 seansa kadar uygulanmaktadır. Yapılan hücresel ve doku düzeyindeki çalışmalarda, kollegen sentezini arttırdığı, eklem yüzeylerindeki kıkırdak dokuda yenilenmeye(rejenerasyon) neden olduğu, kanlanmayı artırdığı ve dokuda damar oluşumunu hızlandırdığı saptanmıştır. Hiçbir yan etkisi olmayan laser uygulaması, elbette önemli bir eğitim gerektirmektedir.

Herşeyin kimyasal yolla (ilaç) ve cerrahi ile tedavi edilmeye çalışıldığı ülkemizde laserin uygun vakalarda kullanılması hem ülke ekonomisi (ilaç ve ameliyat giderleri ) hemde insan sağlığı ( ilaçların yan etkileri ve metabolizmadaki toksik etkileri)  açısından önemli gibi görülmektedir.